Hemen her anne-babanın içten içe istediği şey anne babaya karşı gelmeyen, mülayim bir çocuktur. Anne babanın kurallarını benimsemiş karşı gelmeyen bir çocuğu yetiştirmek karşı gelen, kendi doğrularını direten bir çocuk yetiştirmekten daha kolaydır çünkü.
Çocukların yetişkin olana dek özellikle karşı gelme atakları geçirdikleri dönemler vardır. Bu dönemler genelde geçiş dönemleridir: bebeklikten çocukluğa geçtiği dönem ve çocukluktan yetişkinliğine geçtiği dönem. İlki çocuğun tuvalet eğitimi almaya başlağı ve anneyi emmeyi bıraktığı 2 yaş civarına karşılık gelir. İkincisi ise ergenlik dönemidir.
Çocukların bu geçiş dönemleri aslında gelişim için kritik dönemlerdir. Çünkü bu dönemler çocuğumuzun bir kimlikten çıkıp diğerini benimsemesini içerir. Ve gelişim her zaman sancılı bir süreçtir.
Anne babaya karşı gelmek üzerine konuşacak olursak; karşı gelme de aslında gelişimin bir parçasıdır. Bazen çocuk anne babaya karşı geldiğinde 'ben senin kurallarını istemiyorum çünkü kendi kararlarımı alabilecek kapasiteye sahibim' demek ister. Evet bazen en doğru kararlar değildir aldığı karar ancak zarar görmesine müsaade etmeden çocuğumuza alan tanımamız onu gelişimini destekleyecektir.
Çocuğun karşı gelmesiyle ilgili benim en önemli gördüğüm bir diğer nokta şu ki çocuk her şeyi olduğu gibi 'hayır' demeyi de ilk önce ailede öğrenir. Aile çocuğun en güvenli alanıdır. Eğer çocuk kendisinin en konforlu alanında kendisi için uygun olmayana 'hayır' diyemezse akran zorbalıklarına, madde kullanımına, yasa dışı eylemlere nasıl hayır diyecek, kendisine uygun olmayana nasıl baş kaldıracak? Hem de ergenlik gibi karmaşalı bir dönemin içerisindeyken...
Sözün özü; çocuğumuzu yetiştirirken son derece uysal olmasını beklemek yerine yeri geldiğinde kendi alanını oluşturmak istemesinin daha sağlıklı olduğunu göz önünde bulundursak onun gelişimini desteklemiş ve sosyal hayatta kendisine daha çok güvenmesini sağlamış oluruz.
Klinik Psikolog Kevser Ateş
Yorumlar
Yorum Gönder