Ana içeriğe atla

YKS Tercihlerine Yönelik 10 Tüyo:


  1. Tercih edilecek bölüm olası kazanç, iş imkanları, atama vb. doğrultusunda değil de öğrencinin ilgisi, kabiliyetleri ve eğilimleri doğrultusunda belirlenmelidir. 
  2. ÖSYM’nin yerleştirdiği takdirde gidilmeyecek, okunmayacak herhangi bir bölüm veya okul tercih edilmemelidir. Tercih listesine eklenen her bir bölüm ve okulun gelme ihtimali olduğu varsayılarak tercih yapılmalıdır. 
  3. Tercih günleri içerisinde rehber öğretmenler başta olmak üzere branş öğretmenleri ve diğer okul personeli ile istişare etmek öğrenci ve ailesi için bu süreçte faydalı olacaktır.
  4.  Olası şehir dışı tercihleri, okunacak şehrin sosyoekonomik durumu ve konut imkanlarıyla birlikte değerlendirilmelidir.
  5. Tercih edilecek okulun ve bölümün öğrencilerine ve mezunlarına Instagram, LinkedIn gibi online platformlardan erişilerek öğrenci ve ailesinin kafalarındaki sorulara cevap bulunabilir. Ayrıca YouTube gibi platformlarda yer alan içerikler sayesinde öğrenciler ve aileleri söz konusu olan bölüm ve okul hakkında bilgi sahibi olabilirler.
  6. Tercih edilecek okulun akademik kadrosundaki isimlerin özgeçmişleri incelenmelidir. Her bir öğretim görevlisinin hangi alanda çalıştığı hakkında bilgi edinilmelidir. 
  7. Tercih edilecek bölümün müfredatındaki derslerin neler olduğu incelenebilir ve ders içerikleri hakkında bilgi edinilebilir.  
  8. Derslerin işleneceği kampüsler tercih öncesinde ziyaret edilebilir. Böylelikle öğrenciler kampüsün ulaşım olanaklarının neler olduğu hakkında bilgi sahibi olabilirler. Ayrıca derslikleri, bahçeyi vb. yerleri canlı olarak görme şansları olacaktır.   
  9. Üniversiteleri tercih günlerinde ziyaret etmeleri öğrencileri hem tercih edecekleri bölüm ve okul hakkında hem de ülkede o bölümde verilen eğitime yönelik genel bir fikre sahip olacaklardır.
  10. Tercih edilecek olan bölümün öncesinde okulun almayı zorunlu tuttuğu herhangi bir yabancı dil hazırlık programı olup olmadığı alıştırılmalıdır. Okulun zorunlu tuttuğu hazırlık programından habersiz olarak tercihini yapmış olan öğrenciler ilk gün sürprizleri yaşayabiliyorlar.

 Klinik Psikolog Kevser Ateş

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Karşı Gelmeyen Çocuk

Hemen her anne-babanın içten içe istediği şey anne babaya karşı gelmeyen, mülayim bir çocuktur. Anne babanın kurallarını benimsemiş karşı gelmeyen bir çocuğu yetiştirmek karşı gelen, kendi doğrularını direten bir çocuk yetiştirmekten daha kolaydır çünkü. Çocukların yetişkin olana dek özellikle karşı gelme atakları geçirdikleri dönemler vardır. Bu dönemler genelde geçiş dönemleridir: bebeklikten çocukluğa geçtiği dönem ve çocukluktan yetişkinliğine geçtiği dönem. İlki çocuğun tuvalet eğitimi almaya başlağı ve anneyi emmeyi bıraktığı 2 yaş civarına karşılık gelir. İkincisi ise ergenlik dönemidir. Çocukların bu geçiş dönemleri aslında gelişim için kritik dönemlerdir. Çünkü bu dönemler çocuğumuzun bir kimlikten çıkıp diğerini benimsemesini içerir. Ve gelişim her zaman sancılı bir süreçtir. Anne babaya karşı gelmek üzerine konuşacak olursak; karşı gelme de aslında gelişimin bir parçasıdır. Bazen çocuk anne babaya karşı geldiğinde 'ben senin kurallarını istemiyorum çünkü kendi kararlarım...

Kendimizi Kıyaslamak Üzerine

Kıyaslamak… Kendimizi, kariyerimizi, kazancımızı, çocuklarımızı, evliliğimizi… Etrafımızdakileri referans almak, onlarla yarışmak… Sayılı nefesimiz, sayılı günümüz olan bir misafir olduğumuz bu hayatta ne büyük enerji ve zaman kaybı… Dünya üzerinde kalacağımız gün sayısı belirli ve sayılı; nefesimiz keza aynı şekilde… Enerjimiz kısıtlı… Yaşadığımız süre içerisinde anlamlı bir şeyler yapabilmek ancak kendi hayatımıza odaklanarak, dikkatimizi başkalarının değil kendi yaşantımıza çevirerek mümkün. Kendi sahip olduklarımızı ya da arzu edip sahip olamadıklarımızı başkalarıyla kıyaslamak bize sıkıntı veya büyüklenmeden başka bir şey getirmez ne yazık ki… Kendimizi kıyasladığımız kişiden daha fazlasına sahipsek eğer bu bize huzur veya mutluluk değil büyüklenme ve kibir getirir. Sahip olduğumuz bizim için anlamsızdır artık. Bizim için anlamlı olan tek şey o noktada birilerinin önüne geçmiş, birilerini yenmiş olmaktır. İlerleme kaydetmek için kendimizi referans almalıyız. Dün olduğumuz yerden b...

Ya Çocuğuma Bir Şey Olursa!

Anne - babalığın en temel iç güdüsü çocuğunu zarar görmeden büyümesi için her türlü tehlike senaryosundan korumadır. Bu sebeple ebeveynlik yolculuğunda çocuğun hemen her yaşında devam eden süreğen bir endişe duygusu eşlik eder. Özellikle kişilik yapınız biraz daha kaygıya meyilliyse...  Evet, sürekli evladının zarar görmesinden endişeleniyor olmak yorucudur. Hatta endişelerinin bir kısmı gerçekçi değildir. Ancak bugün bizim endişelerimizin çocuğumuz için etkisinin ne olacağını konuşacağız. Bebekler dünyaya geldiklerinde dünyayı tanımıyor haldedirler. Sadece annelerinin koku ve sesini tanıyorlardır. Bebek, tanımadığı dünyada neyin güvenli olup olmadığını ayırt etmek için anne ve babasının tepkilerini referans alır. Bu, çocukluğunda da böyle devam eder. Çünkü o olayı, kişiyi veya davranışını nasıl değerlendireceğini bilmiyordur henüz. Eğer yeni tanıştığı kişiyle annesi sıcak bir sohbet ediyorsa çocuk o kişiyle daha hızlı iletişim kurar hale gelebilir mesela... Buraya kadar güzel, hoş...